• Sayfayı yazdır.
  • Yazı boyutunu azalt.
  • Yazı boyutunu arttır.

Başkent TiyatrolarıTarihçe

Dünden Bu Güne Başkent Tiyatroları

Gençlik parkının yeşilliği arasına sıkıştırılmış düğün salonundan devşirme 250 kişilik salonda Geleneksel Tiyatro sanatlarımızın baş tacı Kukla, Karagöz ve Ortaoyunu gösterileriyle 1994 yılının sonbaharında Başkent Tiyatrosu seyircisiyle kucaklaşmıştır… Sahip çıkılmadığı bir elin parmakları kadar ustaların himayesinde ayakta tutulmaya çalışılan bu güzel sanatlarımız tarihinde ilk defa bir belediye çatısı altında Şehir Tiyatrosu kimliğine nazire yaparcasına Anakara seyircisiyle buluşup kukla ve karagöze destek verilince nasıl ayakta duracağını ülkemize ispat etmiş oldu. 1996 yılının son aylarında Geleneksel Tiyatro çatımız yazar Ali Bey in ayyar Hamza ve Necip Fazıl Kısaküreğin Bir Adam Yaratmak adlı eseriyle modern tiyatroya ilk adımlarını atmış oldu. Sonrasında kendi bünyemizde yetişen öğrencilerimizle ve sonrasında aramıza katılan profesyonel oyuncu ve teknik kadromuzla her sezon gelişerek bu günlere kadar gelebildik.
Tiyatro çatımız altında eğitim almak isteyen öğrencilerimize oyunculuk eğitiminin yanı sıra yaratıcı drama, kukla, karagöz yapım oynatım kursları açarak oyuncu adaylarımızın geleneksel sanatlarımızdan yoksun kalmamasını sağladık. Sahnemizde yetişen öğrencilerimiz zamanla kendi öğrencilerini yetiştirerek kadromuzun büyümesine ve sahnemizin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.
Kuruluşumuzun ilk yıllarında 250 kişilik tiyatro salonumuza seyirci bulabilmek için gençlik parkının içinde elimizdeki megafonla dolaşıp duyurular yapardık ve salona gelen seyircilerimizin ücretsiz izlemelerini sağlardık. O günlerde salonumuza gelen seyircilerimiz belki Ankara'nın varoşlarındaki tiyatroyla hiç tanışmamış vatandaşlarımızdı. Gösteri esnasında Salona baktığımızda oyun esnasında cep telefonlarının çalması, bebek denecek yaşta çocukların getirilmesini ya da tiyatro adabına yabancı oldukları için oyunlara gelirken güne gelir gibi yiyecek getiriyorlardı ve oyun esnasında sahnedeki oyuncuya sarmalar uzatırlardı. Bizler şehrin tiyatrosu olmadan önce halkın tiyatrosu olmalıydık ve salonumuza gelen seyircimize hor bakmayıp onlara en iyi eserleri seyrettirerek hem onların hem de bizlerin gelişmesini sağladık. Gerektiğinde seyircimizin sokağına gidip sahne kurduk orada oynadık, parklarında oynadık, gerektiğinde evlerinin salonlarında oynadık. Halkımızın şehrinin tiyatrosuyla tanışmasının ve bu tiyatronun onların sayesinde bugünlere geleceğini anlattık, anlattık, anlattık ve çok şükür bu günlere geldik.
Biz bu yola çıkmadan önce bu güzel şehirde tiyatro seyircisinin var olduğunu ve birçok şehrin tiyatro seyircisinden bile kat be kat fazla olduğunu bilmemize rağmen yolumuzdan asla dönmedik. Bugün Başkent Tiyatrosunun ve oyunlarının farkını bilen ve bu fark sebebiyle bizleri takip eden büyük bir seyirci kitlesine ulaştık.
Belki sıkıntılı yıllarımızda salonumuza gelen izleyiciler; " bu nasıl tiyatro seyircisi" diyerek bizleri ve seyircimizi yadırgamışlardı ama zaman içersinde amacımızı fark ederek bizlere destek olmuşlardı. 2017 yılına geldiğimizde emeklerimizin karşılığını fazlasıyla almış Gençlik parkındaki o küçük salondan kurtulup 700 kişilik büyük sahnemize, 350 kişilik çocuk tiyatromuza, 120 kişilik kukla karagöz sahnemize kavuşunca Başkente yakışır şekilde seyircisiyle büyüyen ve gelişen bir şehir tiyatrosuna kavuşmuştur.
Kuruluşumuzun 23. Yılında dört büyük oyun ve iki çocuk oyun repertuarımızla sezon içerisinde 200 küsur oyun sahneye koyarak geçen yıl ulaştığımız 70 bin seyirci sınırımızı çok daha yukarılara taşıma gayreti içinde olacağız.