• Sayfayı yazdır.
  • Yazı boyutunu azalt.
  • Yazı boyutunu arttır.

EtkinliklerKİM DEMİŞ KARANLIK

20 Ekim 2017, Cuma
Gençlik Parkı - Gençlik Kültür Merkezi -Ulus

ak_veysel.jpg’’ Türkü tadında bir Tiyatro oyunu’’

KİM DEMİŞ KARANLIK 2 perde

Yazan yöneten: Mehmet Tahir ikiler

Reji ast: Serkan Kaya

Müzik: Klasik Kemençe: Çağlar Toptaş, Bağlama: Kubilay Bal,

Ney: Güntay Karasu, Ritm: Emre Sazak, Vokal: Kubilay Bal

Işık ve Ses tasarım: Volkan SOYLU, Said YILMAZ, Durmuş GÖKMEN

Dekor uygulama: Kazım KOLCU, Ali İmran YILDIRIM,

 Mustafa BARTU, Renan MUTLU, Adem PALA

Kostüm tasarım: Sevgi TERLEMEZ, Abdullah UZUN

 

Oyuncular: İshak 2.TEKGÜL, Kadir ÇÖKLÜ, Görkem ÇETİN, Serkan YAŞAR,  Azer Can OKUTAN, Ali SAĞ, Mehmet Tahir İKİLER, Serkan KAYA, Celal Murat USANMAZ, Korhan Enis Yavuz, Gülay ÇETİN, Özlem İKİLER, Şevket ÇETİN, Abdullah GÜREL, Sevtap GÖKÇINAR, Mehtap MAMAN ÇÖKLÜ, Hasan ERTEN, Mutlu Mert AĞACIK, Özge AYDIN, Ceren ÖZDEMİR, Beyzanur ÖZDEMİR, Mahmut ÇAKIR, Fatih PORSUK, Türkan Nur YILMAZ, İbrahim YALÇINKAYA, Ali İmran YILDIRIM, Kazım KOLCU, Mustafa Bartu, Renan MUTLU, Adem PALA,

Öğrenciler:

 

Konusu: Şu bir gerçektir ki; gözlerini yitiren Âşık Veysel, kaderin ona verdiği bu cezanın tecellisini dünyaya adi gözle değil, mana ve hikmet gözüyle bakmakta bulmuştur. Evet, gözleri görmedi ama onun kalbinden dünyaya bin bir göz açıldı. Kimilerine göre karanlıktı ama ona sorsanız küçük dünyasında açılan pencereyle gözleri görenlerden çok daha güzel şeyleri görür ve hissederdi… 

Hayatı sadık yâri kara toprakta başlamıştı Veysel’in. Köyünün çevresindeki ejderha dağları dağlar her bahar çiçek açarken o imtihan dünyasında hep dert açan uzun ince bir yolun, iki kapılı bir hanın içinden gelip geçecekti ve vardır bir hikmeti diyerek susacak ve sabredecekti. Küçük Veysel in imtihanı dünyaya gelirken başlamıştı. Minik Veysel günümüzün el üstünde tutulan narin çocukları gibi bir hastane köşesinde hemşirelerin kucağında doğmayacaktı. Gülizar ana, bir tarla dönüşü ağrılarına dayanamayıp 1894 yılının Ekim ayında bir çalılığın dibinde doğuruverecekti onu. Eteğine sarıp sarmalayacağı yavrusunu çorak damlı evinin tezek kokan ocağının önüne konulan ağaç beşiğe kadar zorlukla getirecekti. Ali ‘den sonra Babası Karaca Ahmet’in ikinci oğlu daha sonra doğacak olan ablası Elif’le ailenin üçüncü ferdinden biri olacaktı. İşte hikâyemiz o günlerin sıkıntısıyla mücadele eden o minik Veysel’i sahnemize taşıyacaktır. 

Oyunumuzu seyrederken kani olacağınız bir gerçekle karşılaşacaksınız. Gözlerini yitiren Büyük Usta Âşık Veysel, kaderin ona imtihan olarak verdiği sıkıntılara şükrederek hayata dünya gözüyle değil de, mana ve hikmetle bezenen gönül gözüyle bakmakta huzur bulmuştur. Evet belki ustanın gözleri görmedi ama onun kalbinden yayılan mısralar, insanlarımızın karanlık dünyalarına ışık tutabilecek yol rehberi olacaktı.